BURDUR GELENEKSEL EL SANATLARI FESTİVALİ'NDE AYŞE SARAÇ’IN AHŞAP BASMACILIK SANATI SERGİLENDİ

Burdur'da bu yıl ilki düzenlenen Geleneksel El Sanatları Festivali 21-23 Mart tarihleri arasında Burdur İl Kültür Merkezi’nde gerçekleşti.
11 ilden yerel sanatçıların katıldığı geleneksel sanat dallarında Kültür ve Turizm Bakanlığı Kültürel Miras Taşıyıcısı ünvanını almış 20 sanatçı festivalde yerini aldı. Bunlardan biri de ahşap basmacılık sanatını icra eden Ayşe Saraç’ın standıydı.
“USTA SANATÇILARDAN ALDIĞI İLHAMLA GELENEKSEL BASKI SANATLARINA YÖNELDİ”
Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi Tekstil ve Moda Tasarımı bölümü mezunu Ayşe Saraç, modern tekstil eğitimini aldıktan sonra usta sanatçılardan aldığı ilhamla geleneksel baskı sanatlarına yöneldi.
Kariyerinin ilerleyen dönemlerinde hayatındaki değişimlerle birlikte farklı bir boyut kazandığını ifade eden Ayşe Saraç, çocukluğundan itibaren baskılara ilgisi olduğunu söyledi.
Eğitim hayatına da değinen Saraç; “Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi Tekstil Ve Moda Tasarımı bölümü mezunuyum. Üniversitede modern bir eğitim aldık. Tekstilin doğuşundan itibaren bütün detaylarını hem teorik açıdan hem pratik açıdan öğrendik. Daha çok modern tekstil üzerine eğitim aldık. Mezun olduktan sonra uzun yıllar tekstil sektöründe çalıştım. Ancak çocuğum olduktan sonra sektör çok ağır gelmeye başladı. Çünkü tekstil gerçekten acımasızdır. Çok ödün ve değer vermek gerekiyor. O yüzden biraz ara verdim fakat o ara verdiğim dönem içinde birtakım derslere de yöneldim, halk eğitimde ders verdim.” dedi.
“GELENEKSEL BASKI TEKNİKLERİ MODERN SANATLA HARMANLANIYOR”
Tokat ve Kastamonu gibi bölgelerde ustalarla yapılan çalışmaların, geleneksel baskı tekniklerinin modern sanatla harmanlanmasına olanak tanıdığını belirten Saraç: “Eğitim sonrasında Tokat'a gittim. Oradaki ustalarla görüştüm yıkama havuzlarında bu işin nasıl yapıldığını öğrendim. Orada bu işlem geleneksel ve inanılmaz. Ve çok ciddi bir üretim var orada ama çok ilkel şartlarda ve yani hiç sanayileşme tarzında değil. O dönemden sonra Kastamonu'ya gittim. Hocamla birlikte bir projeye başlamıştık. Bu tahta baskılar çok geçmiş tarihlerde sofra bezi olarak kullanılırmış biz o sofra bezlerinin üzerindeki motifleri araştırmaya yöneldik. Kastamonu bölgesinde tahta baskıların motiflerinin üzerinde çok ciddi bir araştırma yaptık. Muğla'ya taşındık. Muğla'da şimdi olgunlaşma statüsünde çalışıyorum. Hem sanatsal hem ticari olarak sanatımı icra ediyorum.” ifadelerine yer verdi.
“PANDEMİDE BU SANATA İLGİ DAHA ÇOK ARTTI”
Pandeminin ardından, geleneksel sanatlara olan ilginin arttığını belirten Saraç, halkın geleneksel baskı sanatlarına olan ilgisini yeniden keşfettiğini ve bu sanatı daha geniş kitlelere tanıtma fırsatı bulduğunu dile getirdi.
“BİR KALIBI ÇIKARMAK ZAMAN ALIYOR”
Ayrıca, geleneksel baskıların doğal olmasına büyük bir önem veren Saraç, “ İlk önce farklı solüsyonlu bir malzeme hazırlanıyor, bir sıvı hazırlanıyor. Kumaş ona batırılıyor. Daha sonrasında kireçten farklı bir malzeme daha hazırlanıyor. Kireçle baskı yapılıyor. Sıcak odalara koyuluyor malzemenin sıcak oda da ilk baştaki solüsyon simsiyaha dönüyor. Kireçle baskı yapılan yerlerde rezerve oluyor. Beyaz kalıyor. Ondan sonra baskı sistemine geçiyoruz. Kalıplar konusunda da su tutma özelliğinden kaynaklı ıhlamur ağacından yapıyoruz. Sonrasında zımparalanıyor, pürüzsüz hale getiriliyor. Daha sonra desen attırılıyor. Bıçaklarla istenilen şekli veriyorsunuz. Bir kalıbı çıkarmak zaman alıyor.
“İNŞALLAH ÖYLE BİR DÖNEM BİR DAHA YAŞANMAZ”
Saraç, halkı geleneksel baskı sanatlarıyla buluşturmayı ve bu zengin kültürel mirası daha geniş bir kitleye tanıtmayı amaçladığını söyleyerek, sözlerini şu şekilde bitirdi: “İlgilenen herkes böyle ucundan bir yerden yakalarsa, bu sanat inşallah ölmez. Çünkü bir dönem, Osmanlı'nın çok ciddi bir gelir kaynağı olmuş sonrasında ise sanayileşmeyle birlikte hizmet üretimleri geri planda kalmaya başlamış. Sonra tekrardan uyanma dönemi yaşayarak tekrardan hayata geçmiş. İnşallah öyle bir dönem bir daha yaşanmaz.”
H.Nesibe Solak